24 Aralık 2018 Pazartesi

FOREO LUNA 2- Clarisonic, Silikon Ped, Manuel Fırça Kıyaslaması

Selam arkadaşlar!
Cilt bakımının aslında en önemli aşama olduğunu daha ne kadar söylemem gerek bilmiyorum. Ancak hala arkadaşlarımdan ya da mağazalarda, cafelerde kulak misafiri olduğum konuşmalardan makyajıyla uyuyan, önüne gelen nemlendiriciyi kullanan, makyaj temizliğini sadece bir temizleme mendiliyle yüzünü temizlemek sanan insanlar olduğunu duyuyorum.
Yıllarca "bu kadar makyaj yaparsan, her gün fondöten sürersen 2 yıla kalmaz kırışırsın." laflarını duydum. O 2 yıl oldu 10 yıl hala cildimde her gün makyaj yapmadığım ya da fondöten sürmediğim döneme göre bir farklılık yok. Çünkü hem temizliğini hem de bakımını iyi yapıyorum.
Cilt için en önemli yatırım temizlemek ve nemlendirmek.
Yıllarca temizleme fırçaları, temizleme pedleri, Clarisonic vs gibi ürünler kullandım. Şuanda da son 4 aydır Foreo Luna2 kullanıyorum ve istedim ki sizinle fikirlerimi paylaşıp şimdiye kadar gelen soruları da cevaplandırmış olayım.
Yazımda çoğunlukla Foreo'dan bahsedicem ama daha önce kullandığım ürünler ve cihazları da bu ürünle kıyaslayarak yorumlayacağım.

FIRÇALAR:

Öncelikle eğer hassas, kılcal damar çatlamalarına, sivilceye, tahrişe müsait bir cilde sahipseniz bence fırçalardan uzak durun. Avon, Oriflame, Ecotools, Tarko ve Miniso'nun temizleme fırçalarını denedim. Kimisinin kılları biraz daha yumuşak olsa da hepsi uzun vadede cildimi yordu. Özellikle burnumdan göz altıma doğru olan bölgedeki kılcal damarlarımı belirginleştirdiler.
O nedenle fırçaları ya nadiren kullanım (hassas olmayan ciltler) ya da direk eleyerek yazıya devam ediyorum.

SİLİKON PEDLER:

Yukarıda bahsettiğim fırçalar doğal olarak pilli ya da şarjlı cihazlara göre çok daha uygun fiyatlı. Fırçalardan daha uygun fiyatlı bir temizleme ürünü de silikon pedler.
Watsons, Aliexpress, Avon ve Sephora'nın yüz temizleme pedlerini denedim. Açıkçası manuel kullanımda en güzel şey silikon temizleme pedleri. Hem elinizden daha iyi temizliyor hem de fırça kadar yormuyor.
Ancak çok sert olmayan, tasarımı ergonomik ve antibakteriyel malzemeden yapılmış olanları seçerseniz uzun vaadede daha iyi sonuç alırsınız.


Foreo cilt temizliği için üretilmiş ve cilt tipine göre 4 farklı rengi bulunan bir cihaz. Ölü cilt hücrelerini, makyaj kalıntılarını temizleyerek cildi kirden ve yağdan arındırmayı amaçlıyor. Ön yüzeyin bütün bu temizleme ve arındırma işlerini yaparken çizgili arka yüzeyi ise özellikle göz ve ağız çevresindeki çizgilenmeyi azaltıp cildin sıkılaşmasını hedefliyor.
Su geçirmez olduğu için duşta kullanılabiliyor ve yapıldığı malzeme antibakteriyel.



4 ayın sonunda cildimde farkettiğim en önemli değişikliklerden biri parlaklık oldu. Sabah uyandığımda genelde daha donuk ve cansız bir ciltle karşılaşırdım. Artık cildimin kuru olan bölgeleri bile daha canlı görünüyor. Diğer en güzel özelliği de benim özellikle burun kenarlarım, alnım ve çenemde olan minik pütürlerin (bir çok peeling bile çare olmamıştı) geçmesi ve cildimin pürüzsüzleşmesi.
Onun dışında makyajımı temizledikten sonra bile Foreo'yu kullandığımda aslında yeterince temizlememiş olduğumu görüyorum.
Yalan yok arka kısmını çok sık kullanmıyorum. Sadece haftada iki kere cildime uyguladığım serumu Foreo'nun arka yüzeyiyle masaj yaparak uyguluyorum.
Bu arada 1 kere şarj edince 300 kullanım vaad ediyor.

CLARISONIC:

En çok gelen sorulardan biri Clarisonic mi daha iyi Foreo mu? Açıkçası yukarda fırçalarla ilgili ne söylediğiysem (benim cildim için ve tabi ki benim görüşüm) Clarisonic için de geçerli. Daha önce çok popüler olduğu dönemde Clarisonic Mia 1 alıp ilk 1.5 ay çok severek kullanıp 5 ay sonunda satmıştım. Çünkü 1.5 ay sonunda burun kenarlarımda kılcal damar çatlamaları ve dış yanak bölgelerimde kuruluktan pullanma oldu. Ben tabi ki cihaza o kadar para verdiğim için direndim. Belki cildimin alışma sürecidir falan gibi bahanelerle kullanmaya devam ettim ama maalesef sonunda dayanamadım. Bir diğer beni düşündüren konu da fırçasını 4-5 ayda bir bakteri oluşmaması için değiştirmek gerekmesi ki bu da ekstra bir masraf.
Uzun lafın kısası benim cildimde fırça ya da fırçalı ürünler problem yaratıyor. Bir düğer kıyası da özellikle çok seyahat edenler için yapıyorum. Foreo çok daha hafif (hele ki minikleri) ve küçük, Clarisonic taşıma kabıyla birlikte gerçekten ona göre ağır oluyordu.
Şarj süresini karşılaştıracak olursak Clarisonic'i 1 kere şarj edince yanlış hatırlamıyorsam 1.5 hafta falan kullanabiliyordum. Bu konuda da Foreo daha başarılı.


Beklentileriniz, cildiniz, bütçeniz ve alışkanlıklarınıza göre tabi ki de seçim sizin. Foreo ve Clarisonic fiyatları nerdeyse birbiriyle aynı. İkisinden birini alacak olsam Foreo'yu tercih ederdim ama bütçeniz yoksa silikon ped temizleyicilerle devam edin derim.
Umarım faydalı bir yazı olmuştur:)
Mutlu Günler...

16 Aralık 2018 Pazar

2018 Pantene Altın Kelebek Ödül Töreni


Merhaba!
Uzun zamandır bir ödül töreni yazısı paylaşmamışken fırsat bu fırsat dedim ve Pantene Altın Kelebek hakkında biraz da ben konuşayım istedim. İyi mi ettim bu yazıyı yazmaya başlayarak inanın bende bilmiyorum. İçimden bir ses bir kaç satır sonra pişman olmaya başlayacağımı söylüyor.

Zorlu Psm'de gerçekleşen törenin basın ayağı Hürriyet'ti. Açıkçası önce şunu söyleyerek başlamak istiyorum. Bu kadar büyük, Türkiye'nin en prestijli ödül töreni diye lanse edilen bir organizasyonun fotoğrafları daha kötü olamazdı. Yeminle bloggerların çalıştığı fotoğrafçılar bile çok daha iyi. Görsel bulmakta o kadar zorlandım ki...



Bari sen yapmasaydın be Serenay!
Baştan aşağı Miu Miu giyen Serenay Sarıkaya'nın neresine yorum yapsam bilmiyorum gerçekten. Tarzını çok beğendiğim birini kırmızı halıda böyle görünce hayalkırıklığı yaşadım haliyle. O üstündeki polo yaka crop top kırmızı halıya uygun mu ?
Bence farklılığın da dozu iyi ayarlanmalı.


Üzülerek ikinci marka kurbanı olarakta Hadise'den bahsedicem. Sanırım törende giydiğiyle en çok konuşulan isimlerden biri oldu. Baştan aşağı Dior tercih eden Hadise'nin; bazıları kilosuna, bazıları hasır şapkasına laf etti. Öncelikle törende yaptığı konuşma ayakta alkışlanacak cinstendi ve aslında görüntüsü de konuşmasındaki feminizmi destekleyen cinsten.
Fakat bildiğim kadarıyla kadın rodeocuların kahramanlığına dikkat çekmek için tasarlanmış olan bu görüntüyü doğaldır ki ülkece yabancıladık ve anlamadık. Mesaj olarak güzel olsa da şapkası hem yazlık hem de bu tarz bir törene uygun değil. O etek yerine de fit bir pantolon tercih etseydi göğüsleri fırlamış, sırt yağları çıkmış yorumlarını umursamadığımdan ben beğenirdim.



Aynen Denizcim bu hayatın heycanı meycanı yok!
Bu kadar zayıfladın, evet kabul her kıyafetinde bir alaturkalık oluyor ama Instagram'ına baktım da en azından ortalama seviyede diyebileceğim bir sürü kıyafet giymişsin. Buraya seçe seçe bunu mu seçtin?
Bir kere çanta kırmızı halı çantası değil. Çizmelerin platformu hem alaturka hem de full görüntüyle çok basit duruyor. Üstündeki kürk elbiseyle aynı boyda ya da bir parça uzun olsaydı belki onu sevebilirdim. Deniz Seki'nin elbisesinin pencereleri, kopçaları, fırfırları hem yorucu hem fazla. Maalesef hiç beğenmedim.


Şık, zarif, asil görünmek bu kadar zor olmamalı derken Nebahat Çehre güneş gibi doğdu.
Kürk etolü, her zamanki zarif topuzu, saten elbisesiyle uydurduğu saten çantasıyla çok zarif. Maalesef açık ayakkabının içine çorap olayı bana hala hoş gelmiyor ama o yapınca boynumuz kıldan ince, görmezden geliyoruz. Çok beğendim.



En iyi romantik komedi kadın ve erkek ödüllerini alan Can Yaman ve Demet Özdemir'e geçelim. 
Demet Özdemir'in kıyafetini ilk gördüğümde bana nedense Sarah Jessica Parker'ı anımsattı. Hayal meyal onu böyle bir etekle gördüğümü hatırlıyorum. Neyse; elbise Tuvana Büyükçınar imzalı. Eteğin kumaşını, modelini, üst kısma geçerken ki kemer detayını hatta üstünü de beğendim. Tek söyleyeceğim evet bu tarz derin v dekolteleri (sanırım side boob dekoltesi de var) küçük göğüslü kadınlarda daha modern buluyor ve beğeniyorum ama fotoğraftan mı bilinmez Demet Özdemir'in genel görüntüsü bir garip duruyor. Etek çok ihtişamlı yukarı doğru çıktıkça hoop dümdüz göğüsler.
Saç ve makyajını sevdim. Ayakkabı daha alengirsiz olabilirdi ama buna da okeyim.
Can Yaman için söylediklerim yüzünden kesin linç yiyicem ama duramıyorum. Birincisi kendisinin oyunculuğunu beğenmiyorum. İkincisi kaslandıkça görüntüsü kabalaşıyor ve bu görüntüye seçtiği bu dedem kesimli takım elbisesiyle maalesef çok kötü olmuş. O manasız zincir aksesuar ne alaka? Gözlükleri bir göz rahatsızlığı olduğu için takmış ama neden turuncu?
Kafamda deli sorular Can..


Özge Özpirinççi sanırım ödül alıcam diye periliçe gibi giyinmiş ama bu fikri kendisine kim verdiyse bence bir daha ondan fikir almasın. O saç aksesuarı, o pelerini, boynuna çarpı şeklinde uzanan şeritler o kadar zorlama ki...
Bu "müthiş" elbiseyi kim yapmış diye Instagram'ını stalkladığımda Zeynep Tosun tarafından yapıldığını öğrendim. Saç aksesuarı da Saara Istanbul. Ödülü hakettin ama bence bu kadar kötü görünmeyi haketmedin Özge.


Yine sözün bittiği bir yerdeyim. Neslihan Atagül Doğulu genel olarak beğensem mi beğenmesem mi diye beni düşündüren kadınlardan. Kırolukla coolluk arasında varlığından emin olmadığım bir çizgide görüyorum onu. Geceye Hakan Yıldırım tasarımı neye benzeteceğimi bilemediğim bir tuvaletle katıldı. Göğüs kısmındaki sivri detaylar, yoğun işlemeler, altın rengi her şey çok kötü.
Uzaktan ilk gördüğümde alttaki işlemeleri ananas sanmıştım itiraf ediyorum. Elbise dışında saçına, makyajına, Bulgari takılarına ve özellikle ayakkabılarına bayıldım.


Gecede beğendiğim nadir kişilerden biri olan Nesrin Cavadzade maskülen ve feminen izler taşıyan bir parça seçmiş. Göğüs dekoltesini çok beğendim. Bu kadar iddialı ama modern bir kıyafetin üstüne uğraşılmamış görünen saç seçimine ekstra bayıldım.
Kıyafeti Gülçin Çengel, ayakkabıları Louboutin.



Sanırım Gülben Ergen'in bu kıyafeti Hakan Akkaya'nın öylesine çizip beğenmeyip çöpe attığı bir tasarımdı. Zira Hakan Akkaya'nın bir çok tasarımını beğenen biri olarak bu gördüğümün bir kabus olmasını diliyorum. O çizmeler, o halka küpeler, o saç..
Bence oğlunun ne kadar tatlı ve şık olduğunu söyleyip konuyu kapayalım.



Dilan Çiçek Deniz'in giydiği bu Hakan Yıldırım imzalı elbise şık, zarif ve risksiz. Ben saçı ve makyajıyla bir bütün olarak çok sevdim. Sadece Messika Paris takılarından çok emin değilim ama o da devede kulak.
Aslında daha konuşacak çok isim var ama genel hatlarıyla kıyafet seçimleri o kadar kötü ki ne kendimi ne de sizi bunaltmak istemiyorum.
Bence ülkece bu tarz bir tören düzenlemek ve katılmak için bir kaç fırın ekmek daha yememiz gerekiyor.

27 Kasım 2018 Salı

Frei Öl - Oil Expert Skincare Oil



Sanıyorum ki çoğumuzun derdi vücudumuzda çeşitli sebeplerden oluşan çatlaklar. Açıkçası yıllardır hem ucuz hem pahalı, hem hazır hem evde bazı ürünleri karıştırarak yapılan ve nihayetinde çatlakları giderdiğini vaad eden şeyler denedim.
Yalan yok hiç birinden sonuç alamadım. Sonrasında kendimi çatlaklarımla sevmeyi öğrendim ve kendi hallerine bıraktım. 

Tabi ki ara ara karşıma çıkan çatlakla ilgili ürünler eskisi kadar olmasa da hala ilgimi çekiyordu. Hatta yaklaşık 2 ay kadar önce Instagram'da bir güzellik merkezinin çatlak gideren bir işlemle ilgili paylaşımına denk gelip fiyatını öğrenince vazgeçmiştim. 
Bugün bahsedeceğim ürün benim yeni tanıştığım Frei Öl markasının Yara- Çatlak ve Leke Yağı. 



Bu arada bendeki rose gold ambalajda ama normal ambalajı böyle değil. Bu markanın yıldönümü kutlaması sebebiyle özel üretim ve tabiki çoğu rose gold ürün gibi çok şık.

Ürün yağ formunda ve haliyle biraz yoğun yapılı. 12 hafta boyunca günde 2 kere kullandığınızda; yara ve dikiş izlerini %72 çatlakları %69, lekeleri ise %33 oranında azalttığı ispatlanmış. Ben ürünü 4 haftadır kullanıyorum. Şimdilik renklerinde solma gözlemledim. Yani eskisi kadar belirgin değiller. Özellikle göbek çevremde oldukça uzun ve kalın, renk olarakta baya belirgin çatlaklarım var. Hala da geçmediler elbette ki ama dediğim gibi belirginlikleri azaldı. Bir de ince ve yeni oluşan çatlaklarda kesinlikle daha belirgin sonuç elde ettim.



Ben yağ formlu ürünleri kullanmayı çok sevmediğim için (vücudumun hiç bir bölgesi emmiyor bu tarz ürünleri ve rahatsız oluyorum) ilk günlerde önyargıyla günde 1 kere sürdüm. Ama şunu da belirtmeliyim normal yağ ürünlere göre emilimi daha hızlı.
Hafif kokulu bir ürün. Belki kokuya hassasiyetiniz varsa etkilenebilirsiniz ama beni rahatsız etmedi.


Bu arada ürünü yüzünüze de kullanabiliyorsunuz. 
Şimdi ben heyecanla ilerleyen zamanlarda gözlemleyeceğim farkı bekliyorum:)

22 Kasım 2018 Perşembe

Ufak Tefek Cinayetler Merve Aksak Stili


Bu kadar aradan sonra bir stil incelemesiyle dönmeli ve bunu da yazmaya değecek bir karakterle yapmalıyım diye düşündüm.
Tabi ki ikinci sezonuyla reytingleri düşse de hala herkesi ekran başına kitleyen Ufak Tefek Cinayetler dizisindeki Merve Aksak ilk aklıma gelen isim oldu. Hem televizyon ekranında 34 beden kadın egemenliğini yerle bir ettiği için hem de "sıfır beden olmayan giyemez" gibi saçma kalıpları yerle yeksan edercesine giydiği hemen her şeyi taşıdığı için dönüş yazım Merve olmalı diye düşündüm.


Dizi karakterlerinin stillerini incelerken hep aşk-nefret ilişkisi yaşadığım bir yönü oluyor. Merve için de kıyafetlerinde kullandığı canlı renklerle aşk-nefret ilişkim oldu diyebilirim. Renk kullanmasını sevsem de bazen aşırılaşıp rüküşleştiğini düşünüyorum. Bu hanım hanımcık mor elbisesinin markası Nocturne.


Dizi boyunca sık sık omuz dekolteleriyle gördük onu. Giydiği elbiselerin, bluzların çoğunda kullanılan omuz dekoltesi bana oldum olası şık ve asil gelmiştir zaten.


Tabi Sarmaşık kadınlarının en yılanı en alfasından bahsedince cheesecake için mutfağa girerken bile kadife giymesini garipsememek gerekiyor. En başta bahsettiğim kiloya göre giyinmek kalıplarını yıkmasına bir örnek mesela. Kalıp olarak oldukça kilolu gözükeceği bir elbise ve kumaş seçimi ama bunu da cesurca taşıyor.


Ah Merve Reis gözlerim bunu da mı görecekti dediğim günlerde olmadı değil. Mesela bu saçma ceket elbise gözlerimi kanatmıştı. Bu arada elbisenin markası Gigii's.



Sanırım kimse böyle bir kadının eskilerini pijama yapıp dizi çıkmış eşofmanlarla evde gezmesini beklemiyordu. Açıkçası Merve'nin gecelik, sabahlık, pijama seçimlerinin çoğu da oldukça başarılıydı. Bu sabahlığının markası Magic Form.


 Payet Merve'nin kıyafetlerinde çoğunlukla rastladığımız bir şey. Ceketlerinde, elbiselerinde sık sık gördük. Üstelik sadece gece değil günlük kıyafetlerinde de bu tarz seçimler yapıyor. Bu ceketi 248 Fashion House'tan.


Çoğunlukla dizide kullandığı çantalar hepimizin bildiği tasarım markalara ait. Chanel'ler, Dior'lar, Gucci'ler, Hermes'ler le tamamlıyor görüntüsünü. Burda kullandığı bordo çanta Furla'ya ait. Ayrıca söylemeden geçemeyeceğim kabanına bayıldım ve markası Mango'ymuş.


Bir de Merve'nin desen zevki var ki neden diye düşünmüyor değilim. Hatta hatırlarsanız evin bir duvarı flamingo desenli duvar kağıdıyla kaplıydı. Desenli takımlarına bir örnekte bu görseldeki. Açıkçası ben bu kadar orman görüntüsünü sevmedim. Hele o babaanne ayakkabılarından nefret ettim ama Merve Aksak bu tabi bir şey söylenmiyor:)



Saçlarına gelecek olursa çoğunlukla açık ve dalgalı kullansa da toplu olduğu zamanlarda var. Açık saçla çok havalı görünüyor ama topuzlar da bir o kadar yakışıyor.


En beğendiğim parça bu tuniği olabilir. Arzu ve Pelin'e hala Serhan'la beraber oldukları yalanlarını sıkarken o kadar şık görünüyordu ki. Açıkçası ben bu tuniğin Zara olduğunu duyunca çok şaşırdım. Baya baya pahalı ve tasarım bir parçaya benziyordu.
Bir de Merve gündüz-gece farketmeksizin çoğumuzun gece tercih edeceği takılar kullanıyor dikkat ederseniz. Taşlı, şıkır şıkır abiye takıları günlükte kullanma fikri bana en başta garip gelse de söz konusu Merve Aksak olunca yine akan sular durdu tabi. Burdaki takıları Mon Reve.


Merve'yle ilgili söylenecek o kadar çok şey var ki yazıyı bir türlü bitiremiyorum. 28.bölümde giydiği bu cekette yine çok sevdiğim bir parça ve markası Koton. Genel olarak oldukça sık Zara, Mango, H&M parçalar görüyoruz ama bunlar Merve'nin üstünde olunca sanki hepimizin alıp giydiği markalar değilmiş gibi durmuyor mu?
Kullandığı farklı güneş gözlükleri, çiçekleriyle ilgilenirken taktığı mor eldivenleri, şalları, çılgın renklerdeki kürkleri...
Bahsedilecek gerçekten çok şey var ama yazıyı tadında bırakalım diyorum ve bitiriyorum.
Dizi zorunlu bir finale doğru yaklaşırken şunu söylemeliyim ki bence tamamen kendi bacaklarına sıktılar. Ölen kişi en başta ana karakterlerden biri olarak düşünüldü ama dizi çok tutunca hiç bir karaktere kıyamayıp Edip'i öldürdüler ve sonrasında da her şey inanılmaz bir hızla saçmalaştı.
Bende son 4-5 bölümdür hiç keyif almıyorum.
Fakat Aslıhan Gürbüz'ü Merve Aksak karakterine bu kadar güzel hayat verdiği için de tebrik ediyorum.
Bir sonraki yazıda görüşürüz.

P.S: Dizinin diğer karakterlerinin stil incelemelerini de en kısa zamanda yazıcam:)

29 Mart 2018 Perşembe

En Güzel Siyah Nokta Temizleyici! - Bim Burun Bandı


Başlığı görenlerin çok büyük bir merak içinde olduğunu ya da "evet benim de en sevdiğim bu burun bandı" dediğini duyar gibiyim. Şimdiye kadar bu ürünü kullanıpta beğenmedim diyeni duymadım.

Sanırım ürünün markası Rituel de Beaute ve Bim marketlerde satılıyor. Ben aylar önce bir sürü alıp stoklamıştım o nedenle güncel fiyatını bilmiyorum. Ancak şunu söylemeliyim ki diğer markaların burun bantları 12-18 lira aralığındayken bu ürün 4 liraydı.



İçinden 6 tane ayrı ayrı paketlenmiş bant çıkıyor. Diğer ürünlerle kullanım mantığı aynı. Uygulayacağınız bölgeyi suyla temizleyip, bandı ıslak bölgeye yapıştırıyorsunuz. 15 dakika beklettikten sonra -ki zaten bu aşamada bant kuruyup sertleşmiş oluyor- çıkarıyorsunuz. 



Şimdi neden diğer markaların bantlarından daha iyi diye soracak olursanız;
-ilk olarak tabi ki fiyatı çok uygun.
-ikinci olarakta diğer bantlar sadece yüzeydeki siyah noktaları temizliyor. Fakat sizlerinde bildiği gibi siyah noktalar genelde daha derine kadar oturmuş oluyor.
Bu ürünle hem yüzeydeki hem derindeki siyah noktaları temizleyebiliyorum.



Bu arada ürünün vegan olduğunu da belirtmeliyim. Umarım sizlerde deneyip seversiniz...

19 Ekim 2017 Perşembe

Selülite Kesin Çözüm || Elancyl Selülit Karşıtı Jel ve Masaj Kiti


Hemen hemen her kadın gibi bende selülitten muzdarip olduğum için yıllardır buna bir çözüm arıyorum. Bitkisel karışımlar mı sürmedim, günde 8-9 km yol mu yürümedim, pilates mi yapmadım. Hiç biri gözle görebildiğim ölçüde işe yaramadı. Ya da şöyle söylemek daha doğru olur sanırım, verdiğim emeğe karşılık beni tatmin etmedi.

Özellikle kilo vermeye başladığım zamanlarda artan selülitlerimle başım uzun süredir dertteydi yani sizin anlayacağınız.


Elancyl'in bu ürünüyle lansmanda tanıştım. Durun hemen "off pr gönderisiymiş kesin para aldı ondan yazıyor." demeyin çünkü ben bu ürünün lansmanına gideli nerdeyse 1 sene oldu. Geçen kıştı yanlış hatırlamıyorsam. Açık konuşucam 2-3 hafta bir işe yarar mı yaramaz mı diye düşünerek geçti. Sonra bir gazla rejime başladım ve tabi spora da. Bari boş boş durmasın diye bu ürünü kullanmaya başladım.
Kullanımı aslında oldukça basit: Kutudan bir adet ürünün bulunduğu tüp, bir adette uygulamak için masaj aleti çıkıyor.


Ürünün yapısı losyon gibi, akışkan o nedenle ilk seferlerde eliniz alışana kadar birazının ziyan olması olası dikkat edin derim:)
Kokusu inanılmaz ferahlatıcı ve yeşil bir rengi var. İçeriğinde kafein ve sarmaşık özleri olduğu için sıkılaşmaya yardımcı olduğunu iddia ediyor.


Ürün duşta kullanılıyor. Ürünün sivri ucunu masaj başlığının tutma kısmının olduğu bölgedeki deliğe sokup bir miktar ürün sıkıyorsunuz. Bu noktada ürünü 3-4 saniye sıkmanız yeterli çünkü yetmez diye daha fazla sıkınca gereğinden çok ürün kullanmış olursunuz. Masaj başlığına dolan ürünü bacaklarınıza ve basen bölgenize dairesel hareketler yaparak uyguluyorsunuz.
Duştan sonra da ellerinizle aşağıdan yukarı doğru yine masaj yapmanız öneriliyor.


Masaj başlığı kolayca yıkanıp temizleniyor. Ben ikisini de duşta tutuyorum, böylece unutma ihtimalimde sıfıra inmiş oluyor. Şimdi gelelim ne kadar sürede işe yaradığına...
Kutunun üstünde 4 hafta boyunca her gün 1 kere kullanırsanız gözle görülür bir değişim göreceğiniz söyleniyor.


Ben ilk tüpü bitirdiğimde farkı gördüm ki bu da 1 aydan daha uzun bir zaman aldı çünkü her gün kullanmadım (ilk zamanlar ürünü duşta tutmadığım için sürekli kullanmayı unutuyordum).
Yanlız şunu bilin; makarnaları mantıları yiyip yiyip, btün gün oturup, akşam duşta bunu sürünce hiç bir işe yaramaz. Zaten bir tek bu değil hiç bir ürün o koşullarda işe yaramaz. Düzenli beslenip, günde en azından yarım saat tempolu yürüyüp bu ve bunun gibi ürünleri kullanmak gerek.


Bu arada bu benim ikinci tüpüm. Yaklaşık 2 hafta önce satın aldım ama bu hafta kullanmaya başladım. Trendyol'da ister bu şekilde kit olarak, eğer masaj aletiniz daha önceden varsa tek tüp olarak satılıyordu. Belki hala vardır.
İkili hali 90 lira, tek başına ürün 45 liraydı.
Söylediğim koşulları yerine getirerek kullanırsanız kesinlikle işe yarayacağını söyleyebilirim.

17 Ekim 2017 Salı

Golden Rose BB Cream Beauty Balm



Özellikle yaz aylarında ten makyajı yapmak benim için bir çile, bir azap haline geliyor. Çok terleyen biri olarak sokağa bile çıkmak istemezken bir de üstüne yoğun yapılı fondötenlerle makyaj yapmayı düşünemiyoum bile:)
O nedenle her yaz başlangıcı ince yapılı ten ürünü arıyorum ve ten makyajı yapmak istediğim günlerde onu kullanıyorum.
Bu yaz başında da aynı arayışa girdim ve Golden Rose’un mağazasında bu Bb Cream’le tanıştım.



Özellikle güneşli havalarda eğer ten ürünü kullanacaksam spf içermesi benim için çok önemli. Bu üründe spf 25 içerdiğinden bir artı aldı. 
İkinci güzel özelliği de tüpte gelmesi. Böylece hafif olduğu için dışarda makyaj yapacağım zaman taşıması kolay oluyor.


Kapatıcılığı azdan ortaya doğru ama bir kaç kat uygulayarak arttırabilirsiniz. Ben zaten çok örtücülük aramadığımdan sorun yaşamıyorum. Süngerle daha doğal, fırça ya da elinizle uyguladığınızda daha örtücü bir sonuç almak mümkün.


Maalesef ürünün kalıcılığını çok başarılı bulmadım. Burun ucum, kaş ortası ve çenemde gün içinde kalıcılığını kaybetti. Tabi yoğun yapılı olmadığından azıcık ürünle hemen tazelenebilir. 



Bitişiyle ilgili fikirlerimse biraz karmaşık. İlk uygulamada saten bitişli bir ürün ancak 3-4 saat içinde cildinizin yağlanan bölgelerinde parlama yapmaya başlıyor. Bu nedenle cildi çok yağlı olanlar pek sevemeyebilir. Ancak ince yapılı bir pudra ile görüntüyü toparlamak mümkün.


Ben indirimde 23 liraya aldım ve bu fiyata göre kesinlikle başarılı buldum. Cildimdeki renk eşitsizliğini güzelce kamufle etti.
Ancak tabi ki sizlerin de bb krem önerilerini bekliyorum. Bana tavsiye edebileceğiniz uygun ya da yüksek fiyatlı bb kremler varsa aşağı yorum olarak bırakın lütfen...