staj etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
staj etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

12 Ağustos 2014 Salı

Staj Günlüğüm #10.Gün

Merhaba, bugün stajdaki son günümdü ve bütün gün evrak işiyle uğraştım. Önce kızlarla kantinde kahvaltı ettik. Sonra vizit bitiminde gidip servis şefine staj programımı tamamladığıma dair aldığım kağıdı imzalattım. 


Ordan çıkıp genel sekreterliğe, ordan da başhekimliğe gittim. Gereken imzaları aldıktan sonra da tekrar sekreterlikten okula vereceğim kağıtları alıp işimi tamamladım. Artık resmi olarak stajımı tamamlamış oldum.


Bu 10 gün bana bu stajdan beklediğimden çok daha fazla şey öğretti.
En basiti daha disiplinli ve sorumluluk sahibi olmamı sağladı. Sonuçta okul gibi ayy bugün çok uykum var, gitmiyim diyemiyorsunuz.

Hastanelerde çalışan insanların neden bize suratsız ya da asabi geldiğini anladım. Bütün gün onca sorunla uğraşıyorlar ki onlar da haklı.

Bunlar gibi bir çok şey daha. Kesinlikle bu mesleği yapacak arkadaşlara en az bir kere Bakırköy ya da Erenköy gibi büyük bir ruh ve sinir hastalıkları hastanesinde staj yapmalarını öneriyorum.

Sevgiyle kalın...







9 Ağustos 2014 Cumartesi

Staj Günlüğüm #7.Gün


Stajımın sonuna doğru yaklaşırken artık her şey normal gelmeye başladı. Şuan takside hastaneye doğru gidiyorum ve vizite yetişebilmeyi umuyorum. Normalde metrobüs kullanmama rağmen bugün inanılmaz bir karın ağrısıyla uyandığımdan hastanenin içindeki o upuzun yolu yürüyemeyeceğimi düşünüp taksiye bindim.






Maalesef kötü bir taksi seçimi yapmışım çünkü sürücünün kulağı duymuyor! Evet yanlış duymadınız adam resmen duymuyor. İki kere söylediğim yere dönmeyerek bunu ispatladı. Neyse ki vizite yetiştim de bir problem çıkmadı.


Artık her hastanın hikayesi sıradan gelmeye başladı. İlk günler beni şaşırtan, üzen bütün cümleler şimdi çok doğal. Anladım ki ne kadar duygusal olursanız olun bir yerden sonra alışıyorsunuz. Bunu taş kalplilik olarak değerlendirmemek gerekiyormuş. Bu zamana kadar kötü haber veren doktorlara saydığım lafların hepsini bugün bunu farkedince geri aldım.



Aslında sakin bir gün, olaysız. Vizitten sonra iki hastanın dosyasını inceledim. Geldikleri zamana göre gelişimlerini okuyunca gerçekten az da olsa buranın onlara iyi geldiğini görüp sevindim.Burası bana bile iyi geldi. İnsani yönünüz gelişiyor her şeyden önce. Farklı açılardan bakmayı öğreniyorsunuz. 






Staj programım gerekiği bir aile görüşmesi gözlemlemem gerekiyordu. Onun saatini beklemek için kantine gittim. Saatler geçtikçe ziyarete gelen ailelerle doldu kantinin bahçesi. Bu arada maalesef üzülerek söylemeliyim ki yattığından beri ailesi bir kere bile gelmemiş hastalarımızda var.


Aile görüşmesi kısa sürdü. Sonrasında da yapacağım bir şey kalmadığı için hastaneden ayrıldım. 
Hava tabi ki yine çok sıcaktı. O yol bana bitmek bilmez gibi geldi ama 3 gün kaldığını düşününce ayaklarım hızlandı.
Bir yanınız staj hep devam etsin isterken diğer yanınızda bitsin istiyor.
Bu nasıl çelişki bende anlamadım :)


Sevgiler...

27 Temmuz 2014 Pazar

Staj Günlüğüm # 6.Gün

Yeni haftaya çalışan insanlar için haftasonunun nasılda su gibi geçtiğini anlayarak başladım. Sanki daha bir saat önce haftasonu tatili başlamıştı, şimdiyse yine hastane kapısından giriyorum.



Hava saat erken olmasına rağmen inanılmaz sıcak. Öğlen nasıl olacağını tahmin dahi edemezken bir yandan da vizitten önce bir şeyler atıştırabilme umuduyla hızlı hızlı kantine yürüdüm.






Hızlıca bir şeyler atıştırıp servise gittim. Şansıma daha vizit başlamamıştı. Fakat önceki günlere nazaran acayip bir hareketlilik vardı. Hemşirelerden öğrendiğim kadarıyla sabaha karşı bonzai bağımlısı bir genci getirmişlerdi ve daha yeni bonzai içtiği için etkisi yeni yeni ortaya çıkıyordu.


İlk kez bu kadar saldırgan bir hasta görmenin korkusu ve şaşkınlığını yaşadım. Yüz kez asla ve asla alkolde dahil hiç bir maddenin bağımlısı olmamaya yemin ettim. Gördüğüm tabloyu sizde görseydiniz eminim benimle aynı fikirde olurdunuz. 

5 yeni hasta gelmişti o genç dışında. Vizitte onları gördük. Tabiki yine hepsi birbirinden farklı öykülerdi ama benim aklım benden iki yaş küçük olan bonzai bağımlısındaydı. 



Vizite gelip normal durması imkansız olduğundan şef odaya gidip onu görmeye çalıştı. Bizde camın arkasından izliyorduk. İletişim kurmayı bırakın eline koluna bile sahip çıkamadığından bir iki dakika içinde şefte odadan çıktı ve bonzainin etkisinin geçmesini beklemeye karar verdi. 








Bütün bunlar dışında günüm sakin geçti. Yarım saat kadar bahçedeki hastalarda konuştuk. Artık iyileşmeye daha doğrusu taburcu olmaya yakın hastalar olduğu için pek sorun yaşamadım. Sonrasında çıkıp eve gitmeye karar verdim. 

Gerçekten de tahmin ettiğim gibi hava inanılmaz sıcaktı. 

Bu arada şunu da belirtiyim; staj boyunca hem havadan hem de ortam gereği minimum makyaj ve sade kıyafetler seçtim. 

Eve geldiğimde sanki bütün hün hamallık yapmışım gibi yorgun, bitkin hissediyordum. 
O kadar ki gündüz uykularını sevmeyen biri olmama rağmen bilgisayarın karşısında uyuyakalmışım. 
Uyanınca haftasonu yıkadığım fakat zaman olmadığından çok iyi üyüleyemediğim önlüğümü ütüledim.

Bir staj günüm daha böylece bitti.

26 Temmuz 2014 Cumartesi

Staj Günlüğüm # 5.Gün


İlk haftamın bitiyor olması biraz rahatlatıcı biraz da keşke biraz daha uzun sürse dedirtti bana Cuma günü. 

Artık tek şikayetim hastanenin girişinden benim çalıştığım servise kadar 20 dakika yol yürüyor olmam ve o yolu deli gibi güneşin altında bi tarafımdan terler akıtarak katetmek.

Onun dışında hem servise, hem hastalara hem de genel olarak hastaneye fazlasıyla alıştım.

Stajla ilgili en sevdiğim şey şüphesiz beyaz önlük giyiyor olmak. Sanırım sadece o önlüğü ömür boyu giyebilmek için tıp okunur.













İnsan kendini inanılmaz havalı hissediyor :) Bana kalsa eve gidene kadar üstümden çıkarmam da metrobüse önlükle binsem beni hastaneye hasta olarak yatırırlar heralde.


Bugün bizim servise 3 yeni hasta yatışı vardı. E hasta sayısı az olunca vizitimizde kısa sürdü. Bu arada vizit hakkında biraz bilgi vermek istiyorum. Merak edenler olabilir diye düşündüm.
Tabi ki yine her hastanede, her serviste farklılık gösterse de genel olarak yatan hastaların durumunu gözlemlemek için uzman doktor, asistanlar ve stajyerlerin yaptığı, hasta sayısına bağlı olarak sürenin belirlendiği görüşmeler.

Bazı bölümlerde hastaların odasını geziyor bu ekip. Benim servisimde asistan odasında tek tek hastaları içeri alarak vizit yapılıyor. Bizim açımızdan gayet iyi çünkü bazen süre oldukça uzayabiliyor ve siz odada o kadar insanla ayakta dikilirken bayılacak gibi oluyorsunuz.









Her neyse vizitim erken bitince tabiki kantine gittim. Şanslı olduğum bir diğer noktada gayet rahat ve ilgili bir servise düşmüş olmam. Vizitten sonra nereye gidiyorsun diyen biri yok başımda. O yüzden genelde pek geç saatlere kadar kalmadım bu hafta.
Diğer arkadaşlar genelde akşamüstüne kadar hastanede kalıyorlar. Ders anlatan hatta ödev falan veren servis şefleri var.

Kantinde kızlarla lafladıktan sonra servis psikoloğumun yanına gittim. Hastalardan birine yaptığı testi izledim. Sonrasında testin raporlama kısmıyla ilgili biraz bilgilendirdi bizi ve istersek gidebileceğimizi söyledi.



İlk haftam hızlı bir alışma, bol bol değişik vaka ve beyaz önlüğün tadını çıkarmakla geçti diyebilirim.

Sevgiler..

23 Temmuz 2014 Çarşamba

Staj Günlüğüm # 4.Gün


İlk günümde, bir aydır bizim serviste staj yapan kızın dediğine bugün hak verdim. Haftasonuna kalmadan sıradanlaşır her şey demişti. Gerçekten de bugün hastanenin kapısından girdiğimde neyle karşılaşacağımı biliyor ve muhtemelen beni 3 gün önce olsa şaşkınlığa uğratacak hikayelerin artık aynı etkiyi yaratmayacağından emindim.



Vizitimin başlamasına yarım saat olduğu için kantine gidip limonlu bir soda aldım. Başka stajyerler, doktorlar, hasta yakınları, ayakta tedavi gören hastalarla doluydu bahçe. Herkesin kendince bir amacı ve sebebi vardı orda olmak için. Kısa bir süre acaba burada çalışmak ister miydim diye düşündüm. Gerçekten baya kısa sürdü düşünmem. İstemezdim.
Maalesef Türkiye'de hala psikologlar işe yarar bir şey yapmayan, ilaç yazamayan, bir şeylerinizi anlatmak için para verdiğiniz, kaba bir tabirle komşunuza arkadaşınıza anlatıp dertleşeceğiniz şeyleri konuşup tonlarca para verdiğiniz kişiler olarak görülüyor.









Meslek hayatında da diğer meslek gruplarına mensup insanlar içten içe hatta bazen alanen sizi ezmeye çalışıyor.

Psikiyatristler hatta hemşireler bile bir aşağılama halinde. Bu kadar bariz olduğunu ilk kez burda gördüm desem yeridir. Tabi ki kendi şefimin hakkını yemeyeceğim. Psikologla da konuştuğumda bir çok servis şefinin servisin psikoloğunun yaptığı işe yazdığı raporlara önem vermediğini ama bizim şefin kendi görüşlerine saygı duyduğunu söyledi. Gerçekten de gözlemlerime göre öyle.

Ama sonuçta böyle bir hastanede çalışmaya başlasam belki de yaptığım işin yüzüne bile bakmayacak bir şefim olacak ve kendimi her gün işe yaramaz hissedeceğim.



Bütün bu düşünceler kısa bir sürede kafamdan geçtikten sonra vizite gittim. Doğruyu söylemek gerekirse en çok genç hastalara üzülüyorum. Bazıları benimle yaşıt, bazıları benden bile küçük. Hele ki madde bağımlısı olanlar....









Resmen "ne derdin var kendinle?" diye kafayı yiyecek gibi oluyorum. Sonra ailelerine laf saymaya başlıyorum içimden. O da bitince aile ne yapsın diyorum. Öyle bir karmaşa oluyor kafamda.


4.günümde öğrendiğim en acı şey bonzainin artık ilkokul önlerinde satılıyor olması ve  1-2 tl'si olan herkesin almasının mümkün hale gelmiş olması. Hocanın da dediği benimde gördüğüm; son zamanlarda en çok bonzai bağımlıları geliyor hastaneye.


Bir günüm daha böyle geçti. Bir sonraki staj yazımda görüşmek üzere...

17 Temmuz 2014 Perşembe

Staj Günlüğüm # 2.Gün


İkinci günüm kesinlikle çok daha iyiydi. Bir günde nasıl  bu kadar alışabildim bilmiyorum ama kapıdan girdiğim anda alıştığımı anladım.

Servisime giderken şefimle karşılaştım. Binaya kadar biraz konuştuk. Bu iki haftalık stajda meslek hayatımızda görmeyeceğimiz hastaları görmemizin aslında bize çok yararı olacağını söyledi. 

Haklıydı da...









Nedenini anlayamadığım bir şekilde ikinci gün vizite girdiğimde ortama ve hastalara alıştığımı gördüm. Sanki aylardır normal biri dinlese korkar ya da üzülür dediğim olaylar sıradan gelmeye başladı. O an doktorların bizim tabirimizle nasıl 'taş kalpli' olduklarını anladım ve hak verdim.

Hepsine üzülmeniz, şaşırmanız imkansız. Önceki gece yeni hasta girişi az olduğundan vizitimiz kısa sürdü. Öğleden sonra staj programımızda olan test uygulamasını izleyebilmek için sorumlu psikoloğumuzdan izin alıp o saate kadar kantine gittim.


Diğer servislerdeki arkadaşlarımda duruma baya alışmış görünüyordu.

Bu arada şunu söylemeliyim ki genel bir kural yok. Her servisin, her şefin stajyerlere tutumu, istedikleri farklı. 

Başkalarını dinledikçe şansıma iyi bir servise düştüğümü anladım. Ne çok sıkı ne de çok gevşek bir servisim var. Şefimiz güleryüzlü, bizleri de insan yerine koyan bir hoca. Psikoloğumuzda bize herhangi bir zorluk ya da terslik çıkarmadı. 










Öğleden sonra psikologla hastaya yapacağı test için buluştuk. Testin uygulamasına katıldık. Teorinin pratikten ne kadar farklı olduğuna bir kez daha şaşırdım.


Test bitip, hasta gidince psikoloğumuz bize biraz sonuçla ilgili açıklama yaptı. Sonrasında da merakıma yenilip orada neler yaptığını, ne kadar süredir çalıştığını vs. sordum. Sıkılmadan oldukça objektif yanıtlar verdi.


Sonrasındaysa istersek çıkabileceğinizi söyledi. 

Eve geldiğimde hem mental olarak hem de fiziken inanılmaz yorgundum. Normalde gün içi uykuları sevmeyen ben; iki saate yakın uyudum.


İlk güne oranla daha rahat ve daha mutluydum.
Ertesi gün için hazırlıklarımı yapıp yattım.

16 Temmuz 2014 Çarşamba

Staj Günlüğüm #1.Gün

Merhabalar, bir çoğunuzun bildiği gibi psikoloğum ve klinik psikoloji üzerine yüksek lisans yapıyorum.
Bu pazartesi (14 Temmuz 2014) Bakırköy Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastanesi'nde stajıma başladım. Bir çoğunuz stajda neler yaptığımı, neyle karşılaştığımı, duygularımı açıkladığım videolar ya da yazılar yazmamı istediniz. Başlangıçta bunu çok doğru bulmasam da (meslek etiği vs.) sonrasında genel olarak, özellikle beklentilerim ve sonuçlarından bahsedebileceğim yazılar yazabileceğime karar verdim. Hem bunlar benim için de ileride anı niteliği taşır.



İlk gün, daha önce staj yapan arkadaşlardan dinlediğim gerilim, korku ve belirsizliklerle dolu hikayeler nedeniyle oldukça huzursuzdum. Evrak işlerini hallettikten sonra hangi serviste staj yapacağımız belli oldu ve tabir-i caizse kuzu kuzu binanın yolunu tuttum.



Genelde servisler iki katlı. Böylece  her bina da iki servis olmuş oluyor. Benim servisim binanın ikinci katında olduğundan ikinci katına çıktım. Çelik kapının yanındaki zile bastım. Kapının kilitleri açıldı ve karşıma bir güvenlik çıktı. Kim olduğumu açıkladıktan sonra beni içeri aldı ve hemşire odasına yolladı.

Tam vizit saatine denk geldiğim için hemşirelerden birinin peşine düştüm ve içerideki ikinci çelik kapının kilitleri de güvenlik tarafından açıldı. Kapı açılır açılmaz iki hastayla karşılaştım. Elim yüreğimde tabi. Tamam psikoloğum ama hayatımda hiç bu kadar ağır ruhsal bozukluğu olan insanların olduğu bir odaya kilitli kapılardan geçip girmemiştim. Kendinizi, kim olursanız olun güvensiz hissediyorsunuz.










Tam benim aklımdan bütün bunlar geçerken hemşire defterini içerde unuttuğunu söyleyip geri gitti. Ben orda sap gibi kalakaldım. Yaşadığım korkuyu ve çaresizliği anlatamam. Doğal olarak yeni biri olduğumdan hepsi etrafıma toplandı. Bana bir sene gibi gelen sürede hemşire geri geldi ve beni bir odaya soktu.

Servis şefim, psikiyatri asistanları ve benim gibi stajyerlerle dolu odada bir yere oturdum ve vizit başladı.


Gerçekten filmlerde gördüğümüz kadar uç hikayeler dinledim. Belki dışarda anlatsalar ağlar, kızar, tepki gösterirdim ama o odada tepkinizi belli etmemeye çalışıyorsunuz. Hasta normalde olsa saatlerce güleceğiniz bir şey söylediğinde dişlerimi sıkıp gülmemi durdurdum.
Şimdiye kadar dinlediğim en kötü hayat hikayesini dinledim ama ağlamadım.

Yaklaşık bir buçuk saat sonunda vizit bitti. Şefimiz istersek hasta dosyalarını inceleyebileceğimizi söyledi ama ilk gün için fazlasıyla ağırlaşmıştım. Sanki odaya giren her hasta omuzlarıma bir yük olmuştu.


Diğer arkadaşlarımla kantinde biraz oturdum. Onların hastanede kalması gerekiyordu. Servislerine dönme saatleri geldiğinde bende dışarı çıktım. Metrobüste aklım hala hastalardaydı.

En azı 3-4 kere akıl hastanesine yatmıştı. Bazısı için bir yuva gibiydi. Kimi çıkmak için iyileştiğini söylüyor, kimi ailesinden dert yanıyordu.

Gencecik, benim yaşlarımda insanlardan tutun da dedemle yaşıt olanlar vardı. Sonra ailelerini düşündüm. İlgisiz olanlar, sırf başından atmak için getirip buraya kapatanlar bir yanda, üzülmekten başka elinden bir şey gelmeyenler diğer yandaydı.

Hayır anlatıldığı gibi kimse bana fiziksel bir saldırıda ya da yaralamada bulunmadı ama tek düşündüğüm her insanın bir kere oraya gitmesi gerektiğiydi.